Feridun Düzağaç - Söz Ver

Yazar: Erdem Gürsoy - 18 Şubat 2008 - Kategori: Müzik

Váš prohlížeč nepodoporuje Flash stáhnětě jej.

Eurovision’da Mor ve Ötesi - Deli

Yazar: Erdem Gürsoy - 15 Şubat 2008 - Kategori: Müzik

Mor ve Ötesi Türkiye’yi ‘Deli’ ile temsil edecek

Bu yıl 20-24 Mayıs’ta Belgrad’da düzenlenecek 53. Eurovision Şarkı Yarışmasında Türkiye’yi, Mor ve Ötesi grubu, “Deli” adlı şarkıyla temsil edecek.

İSTANBUL - Türkiye’yi yarışmada temsil edecek şarkı, TRT ana haber bülteninde, TRT Tepebaşı Stüdyosuna bağlantı yapılarak canlı yayında açıklandı. Buna göre, Türkiye’yi yarışmada Mor ve Ötesi grubu, “Deli” adlı şarkıyla temsil edecek.

Mor ve Ötesi - Deli

Aranıyor sahibi ruhumun
Tam yerine mi düştüm
Direniyor faili tutkunun
Kızmış ve küçülmüş

Aranıyor sahibi ruhumun
Tam yerine mi düştüm
Direniyor direniyor direniyor

Beni büyütün, ağlatmayın
Sevginiz nerde övündüğünüz
Beni büyütün, ağlatmayın
Sahte düşlerle oyalamayın

Bir akıllı bir yarım deli
Dört yanım akıllı bir yanım deli
Herkes akıllı bir ben deli
Bir ben deli bir ben deli

Beni büyütün, ağlatmayın
Sevginiz nerde övündüğünüz
Beni büyütün, ağlatmayın
Sahte düşlerle oyalamayın

Tarkan’a TDK’dan Teşekkür

Yazar: Erdem Gürsoy - 7 Ocak 2008 - Kategori: Müzik

Türk Dil Kurumu, son albümünde 50′ye yakın deyim ve atasözüne yer veren ünlü sanatçı Tarkan’ı takdir etti. Peki Tarkan hangi deyimleri kullandı

Türk Dil Kurumu (TDK), son albümünde 50′ye yakın deyim ve atasözüne yer veren ünlü sanatçı Tarkan’ı takdir etti. Müzik dilinde çokça kullanılan argo sözler ve yabancı kelimeleri eleştiren TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın, bu olumsuz örnekler karşısında Tarkan’ın atasözlerini ve deyimleri ustaca harmanladığını söyledi.

Akalın, “Konuşmaları ve yazılarında atasözleri ile deyimlere yer veren kişiler, Türkçeyi daha etkili kullanır.” dedi. Barış Manço’nun yaşarken yaptığı şarkılarda atasözlerine ve deyimlere sıkça yer verdiğini aktaran TDK Başkanı Akalın, o günlerde Manço’nun şarkılarında kullandığı atasözleri ve deyimlerin çocukların ve gençlerin dilinden düşmediğini hatırlattı. “Tarkan’ın yeni şarkılarında atasözlerimizi ve deyimlerimizi kullanmasına çok sevindik.” diyen Akalın, Tarkan’ın son albümünde yer alan ‘Dilli Düdük’te 15, ‘Hop Hop’ta 11, ‘Dedikodu’da 6 atasözü ve deyime yer verdiğini belirtti.

Tarkan’ın deyimler kadar atasözlerini de ustalıkla kullandığına dikkati çeken Akalın, “Bunlar içerisinde ‘al elmaya taş atan çok olur’, ‘dışı eli yakar içi beni’ gibi genç kuşakların çok az kullandığı atasözleri de var.” şeklinde konuştu. Akalın, kullanılmayan her atasözü ve deyimin unutulmaya ve yok olmaya mahkum olduğunu belirterek, “Tarkan’ın yeni şarkılarında atasözleri ve deyimlerimize yer vermesi, söz varlığımızın bu zenginliklerinin yaşatılmasına ve genç kuşaklara aktarılmasına katkıda bulunacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

‘Söz gümüşse, sükut altındır’, ‘rüzgâr eken fırtına biçer’, ‘mangalda kül bırakmamak’, ‘aynı tas aynı hamam’, ‘pireyi deve yapmak’, ‘alnım açık yüzüm ak’ gibi toplam 44 deyim ve atasözü kullanan Tarkan’a, TDK’dan bir de eleştiri geldi. Başkan Akalın, Tarkan’ın albüm kapağında yazım yanlışları olduğu ve bunların daha dikkatli yazılması gerektiğine işaret etti.

İsmail Türüt - Ofli İle Bayburtlu

Yazar: Erdem Gürsoy - 6 Ocak 2008 - Kategori: Müzik

Váš prohlížeč nepodoporuje Flash stáhnětě jej.

Bayburtun bir köyine rastladiler ofliya
Dediler sizin orda çok bulunur evliya
Memleketun of isa sen da biraz hocasun
Bizum came boş kaldi bize imam olasun
Ofli dedi ben size uğramişum gidende
Ben bir ofliyum ama hocaluk yoktur bende
Koyli çok israr etti hocaluk hususunda
Zaten kurnazluk vardur oflinun yapisunda
Ofli dedi millete sizi kirmayacağum
Madem israr ettunuz hemen başliyacağum
Biraz orta şekerli geldi geçti günleri
Bütün bayburti sardi oflinun filimleri…

İleriki günlerde köyde birisi öldi
Cemaat topli halde ofli hocaya geldi
Hoca olmayan ofli cenazeyi neylesun
Dedi bayburtlilara dedi allah rahmet eylesun
Yari buçuk sinirli çikti verdi selayi..
Dedi kendi kendine gelduk bulduk belayi
Meftanuzu getirun derenun kenaruna
Yalağuz cenazenun bakarum icabuna
Yalnuz namaz olur mi şaşurdiler bu işe
Heralde ofli hoca ne hoca da ne bişe
Çaresuzluk içinde terkettiler orayi
Cemaat birbirine habu işi sorayi…

Hoca dedi meftaya çik ta bi yol bulayim
Yanundaki dereye atip da kurtulayim
Atti oni dereye bir kurnazluk duşundi
Bulunduğu duzlukten az yukari taşindi
Köyli geldi oraya ne mefta da bişe
Heralda habu ofli ne hoca da ne bişe
Söylediler hocaya meftamuza ne oldi
Biz ayrulduktan sonra haburada ne oldi
Mefta ile aramda enemli olay geçti
Çok eyi adam idi okudum oni uçti..
Bu nasul iştur diye sorup soruşturmayin
Aklinuz keseyise fazla karişturmayin…

Yirmi dakika sonra bakun orda ne oldi
Aşağıki köyliler tabutlan bile geldi
Dediler bu meftayi bulduk bizim derede
Bu işi anlamaduk neler oldi burada
Hepisi sinirlendi saldurdiler ofliya
Hani bu uçmuş idi nerden geldi buraya
Oni buni anlamam ben okudum o uçti
Yukarda ne etti isa getti aşağa duşti
Her gördüğun ofliyi hoca mi sanayisun
Olur olmaz şeylere hemşerum kanayisun
Bu sozum yalan midur soyle hemşerum soyle
Başa gelen çekilur oflinun işi boyle…

İsmail Türüt - Ofli İle Şeytan

Yazar: Erdem Gürsoy - 6 Ocak 2008 - Kategori: Müzik

Şeytan bile şaşurdi dünyanun gidişine
Söyledi bu ofliya ne gezersun peşume
Oflinun karşisina şeytan kizarak çikti
Şeytanun pilanini da ofli devamli yikti!

Şeytan dedi ofliya yapalim bi yarişma
Eğer seni yenersam daha bana karişma
Şeytan dedi tarlaya ekelum ekin olsun
Ektuğumuz sebsenun alti benim olsun
Ofli dedi cevabi üsti da benim olsun
Misirler büyüyunce kökler şeytana kaldi
Misirin koçanini da uyanuk ofli aldi..

Şeytan kizdi soyledi yarişma baştan olsun
Ektuğumuz sebzenun da üst kismi benum olsun
Ofli verdi cevabi alti da benum olsun
Ektuğumuz sebzenun ismi patates olsun
Patatesler ofliya, yapraklari şeytana
Şeytan kizdi soyledi, hille mi vardur bunda????

Şeytan kizdi soyledi da bu yarişma sayilmaz
Edeceğum bir döğuş bu iş habele olmaz
Geturdi iki değnek birisi tam uç metre
Değneklerden ebiri sadece yarim metre
Şeytan kapti uzuni, kisa kaldi ofliya
Ofli hemen soyledi, haydi boş bir odaya
Değnekler ellerine girdiler bi odaya
Ofli kisa değneklan yapişturdi kafaya
Şeytan uzun değneklan sallar sallar vuramaz
Oflinun karşisina bacak usti duramaz
Şeytan dedi “allahum bana bela arattun
Madem ofli var idi, beni niye yarattun?”

İzmir’in Kavakları

Yazar: Erdem Gürsoy - 2 Ocak 2008 - Kategori: Müzik

Yöre:Ödemiş Çakıcı Efe Ege Bölgesinde halkın dilinde dilden dile efsaneleşen bir kahramandır. Osmanlı’nın son zamanlarında devlet iradesinin iyiden iyiye kaybolduğu yıllarda (1800-1900) halk kendi kahramanlarını, kendi kurtarıcılarını çıkarmıştır. Kimileri bu boşluktan yararlanarak zalimlikler yapmışlar kimileri de adalet dağıtan güçlü yürekli halk kahramanı olmuşlar. Bu devirde Ege Bölgesinde’de Efelik çok meşhurmuş. Çakıcı Efe de İzmir, Denizli, Aydın civarında hüküm sürmüş bir Efe’dir. O zamanlarda yaşadığı bölgede o kadar güçlenmiş ki Osmanlı ile egemen olduğu bölge konusunda resmi anlaşma yolları bile aramıştır. Çakıcı çoğu zaman dağlarda, kimi zamanda halkın yanına inerek zalimi durdurmuş, adalet dağıtmış, zenginden alıp fakir vermiştir. Bu sebeple halkın gönlünde de taht kurmuştur. Cesur hareketleriyle halkın gözüne girmiştir. Kimi zamanda düşmanla işbirliği yaptığı söylentisi çıkmışsa da halk onu hep sevmiş ona yapılan bu türküyle ismi ölümsüzleşmiştir. SÖZLERİ İzmir’in kavakları, Dökülür yaprakları. Bize de derler Çakıcı. Yar fidan boylum Yakarız konakları. Servim senden uzun yok, Yaprağında gözüm yok. Kamalı aa zeybek vuruldu. Yar fidan boylum Çakıcı’ya sözüm yok. Anonim

İzmirin kavakları
Dökülür yaprakları
Bize de derler çakıcı
Yar fidan boylum
Yıkarız konakları

Selvim senden uzun yok
Yaprağında üzüm yok
Gamalıda zeybek vuruldu
Yar fidan boylum
Çakıcıya sözüm yok

Kesik Çayır Biçilir Mi?

Yazar: Erdem Gürsoy - 2 Ocak 2008 - Kategori: Müzik

Meram bağları, Meram çayırları tanıktır, böylesi yiğit her anaya kısmet olmaz. İnadına mertti, inadına yiğit, inadına yağızdı. Konya’nın valisi o yıl Meram’da otururdu hep. Meram o zamanlar da en saygıdeğer yeriydi şehrin, Mevlevi dedeleri Meram’daydı, çelebiler hepten Meram’daydı. Ve Vali paşanın yâveri, genç yâveri Meram’dan çok az inerdi Konya’ya. Bütün oralar bu genç adamı, o da bütün oraları tanırdı, iyi tanırdı. Yâver, fesini sola doğru devirdi. Güz demiydi. Serindi ama o yanıyordu. Korkmuyordu. Oysa Kocamış bir gece yollara düşmüştü “Dutlu”dan Meram’a doğru, akşam namazından sonra. Korkmuyordu. “Sırtıma sepken yağıyor.” “Yanuben yorgun gelirim.” demiş elin oğlu zamanında. Yâver işte bu hâl idi. Konya severdi bu delikanlıyı; O da Konya’yı. Ama Konya’dan daha çok sevdiği bir şey bir kişi, bir hatun kişi vardı. Meram’a ilk zamanlar sık gelirdi. Aslı Konaya’lı değildi. Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Düşünün, Allah etmesin dile düşerlerse ötesi yoktu bu işin. Allah etmesin dile düşerlerse, Musalla mezarlığında selviler hüzzam makamından bir şarkıyla başlayıverirlerdi. Allah etmesin, gençti. Konya’nın delikanlısı zaten pek hayır okumuyordu adının üstüne. Allah etmesin. Ama yine de kotkmuyordu işte. Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Gelirken- giderken bir şeyler olmuştu. Bir şeyler olmuştu çünkü. Loraslarından kalkan ebabil kuşları, kanatlarında “Günaydınlar” getirdilerdi bir gün. Ebabil kuşlarının gözleri kahverengiydi, sol ellerinin üstünde bir “Ben” vardı ebabil kuşlarının. Bu gece onunla buluşacaktı. İlk buluşmaları değildi bu şüphesiz. Ama Meram’ın o ördekbaşı ve şili çayırları o “incecik” çayırları tanık olsun ki en mutlusuna gidiyordu buluşmalarının. Yâver fesini sol yana devirdi ve bıyıklarını burdu. Eli-ayağı yanıyor gibiydi. Kerpiç duvarı aşmıya çalıştı. Ceketi tozlandı, aldırmadı, hemen şöyle silkiverdi eliyle, ince çayırlar ayağına dolaştılar aldırmadı. Çelebi kızı, Zerdalinin altına vardı. Gözleri apaydınlıktı, kahverengiydi. Yâver yanına gelince, oturuverirdi çayırların üstüne. Yâver o cesaretsiz elleriyle çelebi kızın elini tutacak oldu, edemedi. Oturdu. Konya pul pul dirildi gözbebeklerine. Yalnız Konya değil dünyalar onundu. Anasını hatırladı, bir zaman sonra, memleketini hatırladı, sonra kalkıp gitmek istedi, niye istedi bilmem, gidemedi.Oturdu. Derken efendim sekiz iklimden ipil ipil bir batı rüzgarının seranadı başladı. Kız konuşuyordu. Çelebi kızı. Derken efendim, Dere tarafından bir bülbülü vurdular, ne hacetti, kız konuşuyordu, yâver öldü öldü dirildi. Konuştular. Kızın elleri yâverin ellerinde serindi. Uzun uzun konuştular. Aşktı bu dost. Sevgiydi. Ne Konya vardı önlerinde, ne zerdali ağaçları, Ne Meram, ne paşa, ne çayırlar ve ne de sekiz taraflarından sekiz kara binayla onları gözetleyen sekiz Konya uşağı. Derken efendim, yâver “Haydi hoşçakalasız” diyecekti, diyemedi. Derken efendim sekiz karabina sekiz kurşun kuştu yâverin suratına. Derken efendim, yâver “gidem” dedi, gidemedi. Önce sallandı sağ ayağının üzerinde üç kez. Sonra sa yanına devrildi. Kıpırdayamadı bile. Sekiz Konya delikanlısı için sanki bir şey olmamıştı. Dere yöresine doğru “Konyalı” yı çağıraraktan yürüdüler. Sabah yakındı. Çelebi kızı ölü sevgilinin üstüne eğildi. Öylece kaldı. Gün ışığında ölü yâveri ve çelebi kızını “incecik” çayırların üstünde buldular. Paşa, vali paşa, yâverin anasına yanık künyesini gönderdi yarıntesi günü. “İnce çayır biçilir mi Sular ayaz içilir mi Bana yardan vaz geç derler Yâr tat’lolur geçilir mi” Sonra arkasından, mezar taşı olsun garibin diye bu türküyü yakıverdiler. “İnce çayır biçilir mi?” Biçtiler bile. “Aman ben yandım, paşam ben yandım, Ellerin köyünde vuruldum kaldım.” Kaynak: Kamil UĞURLU Bir Konya Türküsünün Doğuş Hikayesi Türk Folklor Araştırmaları-Kasım 1963

“İnce çayır biçilir mi
Sular ayaz içilir mi
Bana yardan vaz geç derler
Yâr tat’lolur geçilir mi”

“Aman ben yandım, paşam ben yandım,
Ellerin köyünde vuruldum kaldım.”


Powered by Gürsoy Tasarım
Copyright © 2008 Arsin İlçesi Tanıtım ve Paylaşım Portalı. All rights reserved.
eXTReMe Tracker