Ormancı

Yazar: Erdem Gürsoy - 2 Ocak 2008 - Kategori: Müzik

Gevenes Köyü’nde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Åžahbudak, aÄŸa çocuÄŸudur. Köy Muhtarı Tevfik Cezayirli, Mustafa’nın en yakın arkadaşıdır. Bu ikili her akÅŸam köy kahvesinde ”dama” maçı düzenler, iddialı ve dostça yapılan bu karşılaÅŸmalar, kahvehanedekiler tarafından ilgi ile izlenir. 1946 yılının bir Temmuz gününde, Mustafa Åžahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayirli, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında ”Sarı Memet” lakaplı Orman Memuru Mehmet İn, çıkagelir. Mehmet, sarhoÅŸtur. Bir gün önce, komÅŸu olan Çiftlik Köyü’nde yangın çıkmıştır. 1946 seçimlerinin evrakı YataÄŸan’a gönderilecektir. Seçim evrakını YataÄŸan’a, köy bekçisinin götürmesi zorunludur. Ormancı ise, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Muhtar Cezayirli, ”Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaÅŸtırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem” diye cevap verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma baÅŸlar. Muhtar Tevfik Cezayirli, ”Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et” der. Ormancı kahveye geri döner, dama masasını bir yumruk atar. Mustafa Åžahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceÄŸini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleÅŸmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Åžahbudak’ın tahammül sınırını daha da zorlar. Åžahbudak, yerinden kalkar, ormancının üzerine yürür. Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Åžahbudak’ı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Åžahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doÄŸru ateÅŸ eder. Muhtar, ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa tetiÄŸi çoktan çekmiÅŸtir… Ormancı Mehmet İn, bunun üzerine kaçmaya baÅŸlar. Mustafa Åžahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateÅŸ eder. Bu ateÅŸ de öldürmek için deÄŸil, kaçmasına engel olmak içindir. İkinci atışta Mehmet İn, yere düşer. Arka cebinde tabaka olduÄŸu için, ona bir ÅŸey olmaz. Ama, Mustafa Åžahbudak, kaza kurÅŸunu ile dostu Tevfik’i vurmuÅŸtur. O günlerin imkansızlıkları içerisinde Tevfik’i, tahta bir sal üzerinde köyden 23 kilometre uzaklıktaki MuÄŸla Devlet Hastanesi’ne götürürler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey’e, ”Babamın selamı var, bu adamı iyileÅŸtir” diye yalvarır. Doktor Veli Bey, ”O ölecek, önce senin kolunu saralım” diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle iÅŸaret edip Mustafa’yı yanına çağırarak, ”Ben ölüyorum, hakkını helal et” dedikten sonra can verir. Yıllardır her ÅŸeyi unutmaya çalışan Mustafa’ya bir gün arkadaÅŸları, Tahir Usta adında bir deÄŸirmenciden bahsederler. Bu deÄŸirmenci, annesinin akrabasıdır. DeÄŸirmenci Tahir Usta aynı zamanda türkü de bestelemektedir. Gevenes Köyü’nde yaÅŸanan bu acı olay, Tahir Usta tarafından bestelenmiÅŸtir. Düğünlerde okunan, herkesin diline düşen türkü, ORMANCI’dır…

Çıktım Belen Kahvesi’ne baktım ovaya, baktım ovaya,
Bay Mustafa çağırdı, dama oynamaya,
Ormancı da gelir gelmez, yıkar masayı, yıkar masayı,
Söz dinlemez ormancı, çekmiş kafayı.

Aman ormancı, canım ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı.

Köyümüzün ortasında, değirmen döner, değirmen döner,
Değirmenin suları, dağından iner,
Ormancıya atılan kurÅŸun, Tevfik’e döner, Tevfik’e döner,
Tevfik’in feryatları, yürekler deler.

Aman ormancı, canım ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı.

Köyümüzün suları da hoştur içmeye, hoştur içmeye,
Üstünde köprüsü var, gelip geçmeye,
Tevfik’imi vurdular, hiç mi hiç yere, hiç mi hiç yere,
Yazık ettin ormancı, köyün iki gencine.

Aman ormancı, canım ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Ah Bir AtaÅŸ Ver

Yazar: Erdem Gürsoy - 2 Ocak 2008 - Kategori: Müzik

Çanakkale Boğazı, Nağra Burnu açıkları 4 Nisan 1953, Saat 02:15 Uzun ve yorucu bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı, Nağra Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabuland şilebi ile Çarpıştı. Sessiz, soğuk ve bulanıktı gece. Başından aldığı şiddetli darbe ile Dumlupınar birkaç saniye içinde sulara gömüldü. Gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi, geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırasıyla gemi ile irtibat sağlandı. Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu. Bu arada oksijeni idareli kullanmaları için, gereksiz yere konuşmamaları, şarkı türkü söylememeleri ve sigara içmemeleri konusunda uyarılar yapıldı. Ancak saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiye, her şey yine aynı sözcüklerle anlatıldı; konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve hatta sigara bile içebilirler. şamandıradaki telefon hattının öbür ucundan, tüm Türkiye, denizaltıda tevekkülle ölüme yapılan hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi. Çetin Bozalan İzmir

Ah bir ataş ver cigaramı yakayım
Sen sallan gel ben boyuna bakayım

Uzun olur gemilerin direÄŸi
Ah çatal olur efelerin yüreği
Yanık olur anaların yüreği

Vur ataşı gavur sinem ko yansın
Arkadaşlar uykulardan uyansın

Uzun olur gemilerin direÄŸi
Ah çatal olur efelerin yüreği
Yanık olur anaların yüreği

İsmail Türüt - Arsin’in Köyleri

Yazar: Erdem Gürsoy - 25 Aralık 2007 - Kategori: Müzik

mendilimle sileyim anlımın terlerini
birer birer sayayım arsinin köylerini
şu elmaalan köyü çok yakındır arsine
az yukarda ışıklı eski adı ligene
o saraloğlu hafus aklıma geldi yine

bu köylerin güzeli cizaradır cizara
meÅŸhur olan bi yer var derler oraya hara
sonunda habu köyü haradan ayırdılar
habu köyün adını örnek köyü koyduler
uşaklar habu köydür benim dostumun köyü
harun işa bu köyün oldu ağası beyi
böyle adam görmedim çift silahla gezeyi

ey gidi foşa köyü çakıçı oralıdır
anlatmaya lüzum yok yiğit delikanlıdır
yeni adı güneyce eski adı zazana
zazananın kızları lahana kor kazana
zazanadan baktınmı mesehoru görürsün
buranın muhtarını ankarada bulursun

…..

Rar Åžifresi: www.arsinliyiz.com

Forum


Copyright © 2008 Arsin İlçesi Tanıtım ve Paylaşım Portalı. All rights reserved.
eXTReMe Tracker