Elektrik Çarpması

Yazar: Erdem Gürsoy - 29 Aralık 2007 - Kategori: Sağlık

Elektrikle çarpılmak için akımın vücuttan geçerek + ve - kutuplar arasındaki devreyi tamamlaması gerekir. Pil, batarya, ve akümülatörler doğru akım üretirler. Doğru akım 20-30 volttan sonra çarpılma hissi vermekte ancak tahribat yapmamaktadır. Pil ve oto aküsü ile çarpılmak olası değildir. 30 volt üstü doğru akım (DC) kaynakları tehlikelidir.

Evde kullanılan elektrik alternatif akım (AC) tipindedir. Alternatif akım, 15 volt üstünde çarpılma hissi verir, tahribat yapmaz. 20 volt üstü tehlikeli sayılabilir. Elektriğe temas eden noktalar arası mesafe kısa ise arada kalan doku şiddetle ısınır ve yanar. Yanık, elektrik akımının kuvvetine bağlı olarak artar.

Alternatif akım, kalp üzerinden geçecek olursa, kalbin sinirsel ileti sistemini bozar, kalp durur.

Allternatif akımla çarpılma çok kolaydır. Prizdeki aktif kutba değildiğinde, vücut devreyi tamamlamak için yere basan ayakları kullanır.

Su, elektrik akımını iyi iletir. Kuruyken iletken olmayan tahta, plastik gibi maddeler ıslanınca iletken olurlar.

Yıldırım, doğal elektrik kaynaklarıdır. Yıldırım havadaki durağan elektriğin bir ark ile boşalması demektir. Bu nedenle çocukların yağışlı ve fırtınalı havalarda uçurtma uçurmaları tehlikelidir. Çünkü ıslanan uçurtma ipi iletken hale gelir ve elektirk, ipi elle tutan kişi üzerine boşalabilir.

Ülkemizde yerleşim alanları üstünden geçen ve zaman zaman evlerin çok yakınlarına kadar gelen yüksek gerilim hatları başka bir tehlike kaynağıdır. Bu gibi yerlerde televizyon antenlerin düzeltilmesi için dama çıkılması başlı başına ayrı bir tehlikedir. Çocukların uçurtmalarını almak için bir sopayla tellere dokunmaya kalkışmaları ölümle sonuçlanan kazalara yol açmaktadır. Bu hatlara 20 m. den daha yakına gelmek son derece tehlikelidir.

Elektrik çarpmalarında alınması gereken önlemler

Saç kurutucusunu ve elektrikli ısıtıcıyı banyo küvetinin ve lavabonun yakınlarına koymayın.

Islak ortamda elektrikli cihaz çalıştırmayın. Banyoda saç kurutucusu kullanmayın

Prizlere emniyet kapağı takın

Evde topraklı priz kullanın

Yuvasından çıkmış, telleri açıkta kalmış prizleri tamir ettirin

Sigortaları tel sararak yenilemeyin, orjinal malzeme kullanın

Elektrikli cihazları fişe takmadan önce kapalı olduklarına emin olun

Elektrikli ev aletlerini kullanım talimatlarına uygun kullanın

Sigortayı kapatmadan elektrikle ilgili hiçbir iş yapmayın

Evi uzunca bir süre terk edecekseniz sigortaları kapatın

Ekmek kızartma aletini kahvaltı masasına almayın. İçinde sıkışan dilimi çatal, bıçak gibi nesnelerle kurcalamayın

Sıcak ütüyü kablosunun üstüne koymayın

Elektrikle uğraşırken kalın lastik tabanlı ayakkabı giyin

Elektrik çarpmalarında yapılması gerekenler

Elektriği kesmek için sigortaları kullanın

Lastik tabanlı ayakkabı giyin, kuru bir lastik eldiven takın

Elektrik akımını iletmeyecek kuru bir cismin üzerine çıkın

Elektrik çarpan kişinin yakınındaki kablo gibi iletkenleri, yalıtkan bir çubukla uzaklaştırın

Hastayı giysilerinden çekerek bölgeden uzaklaştırın

Son muayeneyi yapmayı öğrenmek için tıklayın.

Hasta hala nefes alıp vermiyorsa ve nabzı yoksa solunum yardımı ve kalp masajına girişiniz.

Elektrik çarpmalarında yapılmaması gerekenler

Elektrik çarpan kişiye kalın lastik tabanlı ayakkabınız yoksa dokunmayın

Sigortaları kapatmadan yaralıya temas etmeyin

Çıplak elle çarpılmış kişiye dokunmayın

Çocukları olay yerinden uzak tutun

Dokunmak için iletken cisimler kullanmayın

Burun Kanaması

Yazar: Erdem Gürsoy - 29 Aralık 2007 - Kategori: Sağlık

Burun kanaması KBB alanındaki en çok görülen şikayetlerden biridir. Hemen herkes hayatında bir kezde olsa burun kanaması geçirmiştir. Genellikle basit nedenlere bağlı ve kolayca durdurulan bir durum olmasına rağmen bazen sebebi çok ciddi olup hayatı tehdit eden şiddette kanamalar olabilir.

Burun Neden Sık Kanar: Burun içi oldukça yoğun ve yüzeyel damarlar içerir. Özellikle burun boşluğunu ikiye ayıran bölmenin ön kısmı buruna gelen damarların birbiriyle birleştiği ve bu damarların oldukça yüzeyel olduğu bir bölümdür. Özellikle çocuklarda bu kısım hiç bir etki olmadan bile kanayabilir. Burun boşluğunun her iki kenarında bulunan ve konka adı verilen etlerde damar açısından çok zengindir ve bazı kanamaların sebebidir.

Burun Kanamasının Nedenleri Nelerdir : Burun kanaması hem buruna ait sebeplere (lokal sebepler) hemde burun dışındaki problemlere (genel sebepler) bağlı olarak gelişir
.
Lokal Sebepler:
-Burun içi iltihapları
-Sinüzit
-Buruna gelen darbeler
-Çocukların burun karıştırmaları
-Buruna sokulan yabancı cisimler
-Burun içi ve sinüs tümörleri
-Burunda kemik eÄŸriliÄŸi (septum deviasyonu)
-Allerjik rinit

Genel Sebepler:
-Hipertansiyon
-Kan Hastalıkları (Kanama-pıhtılaşma bozuklukları,lösemi vs.)
-Barsak Parazitleri

Hangi Tetkiklerin Yapılması Gerekir : Özellikle şiddetli burun kanamalarında genellikle ilk yapılan iş, sebebine bakılmaksızın kanamanın durdurulmasıdır. Kanama durdurulduktan sonra sebebi konusunda bazı araştırmalar yapılmalıdır. Sebebin araştırılmasında yapılması gereken ilk şey hastanın muayenesidir. Birçok kez muayene ile sebep anlaşılır. Şüphelenilen sebebe göre yapılabilecek tetkikler şunlardır

-Tansiyon ölçülmesi
-Sinüzit filmlerinin çekilmesi (normal filmler ya da tomografi)
-Barsak paraziti araştırılması
-Kanama-Pıhtılaşma testleri
-Kan hastalıkları ile ilgili testler
Bu testler her zaman her hastaya uygulanmaz. Doktorun şüphelendiği sebebe göre bir kısmı yapılarak sebep bulunmaya çalışılır.

Nasıl Tedavi Edilir : Birçok burun kanaması kendiliğinden ya da hastanın burun ucunu tutması ve soğuk uygulaması ile durur. Ancak bu şekilde durmayan kanamalar doktor müdahelesini gerektirir. Kanamayı durdurmak için yapılabilecek müdaheleler şunlardır:
- Damarın Yakılması: Hafif derecedeki sık tekrarlayan kanamalar için kullanılır. Burun bölmesinin ön kısmındaki damar ağına kimyasal maddeler uygulanarak kanamanın önlenilmesine çalışılır. Her iki tarafa uygulandığında veya aşırı kimyasal madde uygulandığında burun bölmesinin delinmesi riski vardır.
-Tampon konulması: Sık uygulanan bir tedavi yöntemidir. Burun ucunun tutulması ya da soğuk uygulama ile durdurulamayan kanamalarda kullanılır. Burun boşluğuna konan tampon kanayan damar üzerine baskı yaparak kanamayı durdurur. Tampon olarak antibiyotikli kremler sürülmüş gazlı bez kulanılabileceği gibi, ortasında hastanın nefes almasını sağlayacak borunun bulunduğu daha konforlu tamponlar da kullanılabilir. Tamponlar genellikle 48 saat kalarak çıkarılır. Daha uzun süre kalması bazen problem infeksiyonlara yol açabilir. Tampon süresince hastaya antibiyotik verilmesi ihmal edilmemelidir.
Bazen burun kanamasının kaynağı burnun arka bölümleridir ve önden konan tamponlarla durdurulamaz. Bu durumda arka (posteriör) tampon denen ve ağız içinden sokularak burnun arka kısmına yerleştirilen tampon kullanılır.
Damarların Bağlanması : Bu işlem bir ameliyattır ve hastanın hayatını tehdit edecek şiddette olan ve tampon konmasıyla durmayan kanamalarda kullanılır. Kanamanın yerine göre belirlenen damar bazen sinüs içinden bazen de boyun açılarak bağlanır.

Hastaya yapılan müdaheleler esnasında hastanın rahatlatılması önemli yer tutar. Özellikle yaşlı ve hipertansiyonlu hastalarda bu amaçla hastaya diazem ya da diğer sakinleştirici ilaçların verilmesi gerekebilir.

Burnum Kanadığında Evde Ne Yapabilirim: Birçok kez hastanın kendi uyguladığı yöntemler kanamayı durdurabilir. Hastanın ilk yapması gereken şey burun ucunu sıkıca tutarak başın öne doğru eğilmesidir. Eğer baş arkaya doğru eğilirse kanın genizden boğaza gitme ihtimali artar. Burun üzerine soğuk uygulaması da faydalıdır. Hatta hasta burun ön kısmına tampon görevini üstlenecek bir gazlı bez de koyabilir. Ancak hastanın kendi uyguladığı yöntemler kanamayı durdursa da mutlaka uygun zamanda bir KBB uzmanına muayene olmalıdır

Ağrı Nedir ?

Yazar: Erdem Gürsoy - 29 Aralık 2007 - Kategori: Sağlık

Ağrı olayı, ince sinir sistemimizle, beyin, kas sistemimiz ve dolaşım sistemimizle doğrudan ilgilidir. Ancak bu iletişimin sırları tam olarak çözülebilmiş değildir. Ağrı, doktorun hastalığı teşhis etmesine yardım eder, öyleyse faydalıdır. O zaman kadınlar niçin ağrılar içinde doğum yapar? Niçin çok ciddi bazı hastalıklarda ağrı hiç ortaya çıkmaz?

Ağrılar dört sınıfa ayrılır. İlk ikisi toplumca bilinen klasik ağrılardır. İlki, Parmağımıza inen bir çekiç darbesi sonucu duyulan ağrı. İkincisi vücudumuzun içinden kaynaklanan, romatizma, migren vb. ağrılar. Üçüncü sınıf ağrılar, tuhaf ve mantıkdışı görülen ve olaydan çok uzun bir süre sonra ortaya çıkabilen ağrılardır.

ÖrneÄŸin, bir kolun kesilmesinden yirmi yıl sonra olmayan kolda aÄŸrı hissedilmesi olayları ile karşılaşılmıştır. Dördüncü sınıf aÄŸrılar ise, doÄŸrudan kiÅŸinin ruhsal hali ile ilgili olan hayali aÄŸrılardır. Nedeni hayali de olsa aÄŸrı gerçektir. Bu tip aÄŸrıların yüzde 30′unun ilaç niyetine verilen etkisiz maddelerle giderildiÄŸi bilinmektedir.

BaÅŸ aÄŸrısını ise diÄŸerlerinden ayrı bir yere koymak gerekir. Yapılan araÅŸtırmalara göre, baÅŸ aÄŸrılarının yüzde 90′ı kas aÄŸrılarıdır. Ağır bir el çantası ya da omuz çantası taşımak, telefonu çenenin altına sıkıştırarak konuÅŸmak, başın öne eÄŸik olduÄŸu konumda sürekli daktilo yazmak ve okumak gibi hareketlerin boyun ve baÅŸ kaslarını etkilemesi, baÅŸ aÄŸrılarının en yaygın nedenlerini oluÅŸturmaktadır.

Tarih boyunca ağrıyı gidermek için, sıcak su, kızgın demirle dağlama gibi başka bir ağrı uygulama da dahil olmak üzere çeşitli yöntemler kullanılmıştır. Bunların ortaya koyduğu en önemli yarar, ağrının, oluşum ve engelleme mekanizmasının omurilikte değil, beyinde bulunduğunun saptanması olmuştur.

En kuvvetli bir ağrının bile gerilim durumunda veya tam tersi olan uyku halinde ortadan kalkması, ağrının denetiminde beynin ne kadar büyük bir rolü olduğunu gösterir. Örneğin kimi kazalardan sonra kendileri ile konuşulan yaralı kazazedelerin hiç acı duymadıklarını söyledikleri çok görülür.

Ağrı üzerinde en etkili iki ilaç, haşhaştan elde edilen morfin ile söğüt kabuğundan elde edilen aspirindir. Bu maddeler ağrılı duyuyu uyarmak yerine, ağrının hissedilmesini engeller. Ağrı özellikle insanları ilgilendirir. Bize ağrı çektiren olayların çoğu hayvanlarda görülmez.

Nargileciler Dikkat!

Yazar: Erdem Gürsoy - 29 Aralık 2007 - Kategori: Sağlık

Fransız bilimadamlarının araştırması çarpıcı gerçekleri ortaya çıkardı.
Fransız bilim adamlarının bir araÅŸtırması nargilenin sigaradan onlarca kat daha fazla zararlı olduÄŸunu gösterdi. Fransa’nın tütün karşıtı çalışmalarıyla bilinen kurumu OFT’nin, devlete baÄŸlı bir laboratuvarda, üç tip nargile üzerinde yaptığı araÅŸtırmalardan elde ettiÄŸi verilere göre, nargile içince 15-52 sigaradan alınan miktarda karbonmonoksit, 27-101 sigaradan alınan miktarda da katran açığa çıkıyor.

OFT’nin raporuna göre nargile, kapalı ortamlardaki hava kirliliÄŸinin de en önemli kaynağı.

Sigara yasak, nargile deÄŸil

Kanada’nın Quebec kentindeki nargile kafeler, bar ve restoranlarda uygulanan sigara yasağından muaf tutulmuÅŸ durumda.

Fransa’da da 1 Ocak’tan itibaren tüm bar ve restoranlara sigara yasağı geliyor. Bu yasaktan muaf tutulmak isteyen nargile kafeler, bu konuda bir düzenleme yapılmasını istiyor.

Fransa’daki 200 nargile kafe yılda yaklaşık 1 milyon kiÅŸiyi konuk ediyor. Ancak OFT’nin bu bulgusu nargile kafeleri de kötü bir sonun beklediÄŸinin habercisi.

Sinüzit

Yazar: Erdem Gürsoy - 29 Aralık 2007 - Kategori: Sağlık

Sinüzit nedir?

Sinüzit; sinüs mukozasının iltihabıdır. Bu hastalık, sinüslerin burun içi ile irtibatını sağlayan sinüs ağızlarının tıkanması sonucu, sinüslerin havalanmasını bozarak, bakteri ve virüslerin yerleşmesine uygun bir ortam oluşturması neticesinde ortaya çıkar.

Sinüzit tipleri nelerdir?

Akut ve kronik sinüzit olmak üzere başlıca iki ana gurupta incelenir.
Akut sinüziti herkes yılda bir kaç kez geçirebilir. Soğuğa maruz kalma, alerji, çevresel kirlilik, vücut direncinin düşmesi gibi kolaylaştırıcı faktörlerin etkisiyle başlar. Burunda basınç hissi, burun tıkanıklığı ve ateşle kendini gösterir. Tedavi geciktikçe ilave bulgular kendini gösterir. Bu şikâyetler üç ay veya daha fazla sürerse kronik sinüzit adını alır.

Sinüzitle birlikte ortaya çıkan başağrılarına karşı neler yapılabilir?

Akut sinüzitte başağrısı şiddetlidir. Ağrı kesicilere iyi cevap verir. Buradaki ağrının sebebi, sinüs kanallarının akut olarak tıkanıp hava alamamasıdır. Ayrıca sinüsin boşalmasını sağlayan burun spreyleri de rahatlatıcıdır. Genelde ağrı kesiciler tek başına yeterli olmaz, bu nedenle burun spreyleri de önerilir. Kronik sinüzitte ise ağrı, akut sinüzitteki kadar rahatsız edici değildir. Ağrı, başta bir yük varmış gibidir. Bu nedenle ağrı kesiciler etkili olmaz. Zaten kronik sinüzitin tedavisi cerrahidir.

Tedavi seçenekleri nelerdir?

Sinüzitin sebebi sinüs deliklerinin tıkanmasıdır. Bu tıkalı delikler açıldığı zaman sinüzit de iyileşir. İlaç tedavisi erken dönemde oldukça etkilidir. Israrlı ilaç tedavisine cevap vermeyen ve kronikleşmiş sinüzitlerde ameliyat gerekebilir. Ameliyattaki amaç, tıkalı olan sinüs yollarını açmaktır, böylelikle sinüslerin havalanması sağlanmış olur. Havalanan sinüste enfeksiyon geriler ve kaybolur. Bu işlem, endoskopların kullanıma girmesiyle son 20 yıldır güvenle yapılıyor.
Sinüzit hastalığının başlarında uygulanan ilaç tedavisi soruna çözüm getirse de orta ve ileri derecedeki hastalık için müdahale gerekir. Bugüne kadar ileri derecedeki hastalara, hastanede yatmayı gerektiren, kanamalı ve ameliyat sonrası istirahat gerektiren endoskopik cerrahi yöntemi kullanılıyordu. Kanama sonrası körlük ve beyin kanaması gibi ciddi komplikasyonların ortaya çıkması nedeniyle yeni tedavi yöntemleri arayışına girildi.

Sinüzit tedavisinde yeni yöntemlerin özellikleri nelerdir?

”Balon sinüsoplasti” adı verilen bu teknik hastalık tedavisinde yeni bir dönem açtı. Bu teknikle daralmış olan sinüs delikleri açılıyor ve sinüs aÄŸzına bir balon yerleÅŸtiriliyor. Daha sonra balon serum ile ÅŸiÅŸirildikten sonra ÅŸiÅŸen balon tıkalı olan sinüsün aÄŸzını geniÅŸletiyor.

Operasyon ne kadar sürüyor?

Operasyon yaklaşık 15 dakika sürüyor. Genel anestezi altında işlem yapılıyor. Günlük yaşantıdan uzak kalmadan, zaman kaybetmeden, hastanede yatmadan, uygulama yapılan bölgede herhangi bir kesiğe gerek duymadan kısa sürede sonuç alınan bu yöntem, sinüzit tedavisinde yeni bir sayfa açıyor.

Balon sinüsoplastinin avantajları

Etkili ve güvenli bir yöntem, komplikasyon ihtimali çok düşük.
Teknikte küçük, yumuşak, elastik ekipmanlar kullanılıyor. Kapalı sinüs drenaj kanallarının kolayca açılması sağlanarak çok az doku travmasıyla sonuca ulaşılıyor.
Bazı vakalarda hiç doku çıkartmak gerekmediği için kanama miktarı da çok azalıyor.
Hızlı iyileşmeyi sağlıyor. Çoğu hasta 24 saatte normal hayatına dönebiliyor.
Gelecekte bu bölgede yapılabilecek diğer tedavileri engelleyici bir özelliği yok. Diğer cerrahilerle beraber uygulanabilir.
Hiçbir dokuya zarar vermeden yapıldığından hızlı bir şekilde iyileşme sağlanıyor.

Sinüzitin 7 işareti

AÅŸağıdaki soruların üç veya daha fazlasına ”evet” diyorsanız sinüzit olma ihtimaliniz yüksektir. Böyle bir durumda kulak burun boÄŸaz uzmanına gidilmesi gerekir.
Yüzünüzde basınç hissi, dolgunluk veya ağırlık hissi var mı?
Burnunuz tıkalı mı?
Koyu, sarı - yeşil burun akıntınız var mı?
Geniz akıntınız var mı?
Koku duyunuzda azalma var mı?
Baş ağrınız var mı?
Nefes darlığı hissi ve öksürük var mı?

Kemik Erimesinden Korunmak İçin

Yazar: Erdem Gürsoy - 29 Aralık 2007 - Kategori: Sağlık

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metapolizma Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ersin Akarsu, osteoporoz (kemik erimesi) hastalığının insanları her yaşta tehdit edebileceğini ve bundan korunmak için günde bir bardak süt içilmesi gerektiğini söyledi.

Menapoza giren kadınlarda risk

Prof. Dr. Ersin Akarsu kemiklerin iç mimarlarının bozulmasıyla birlikte meydana gelen bozulmayla kemik erimesinin yıllarca sinsi bir şekilde ilerlediğini belirterek, özellikle menopoza giren kadınlarda ve ileri yaşta olan birçok insanda görülebileceğini söyledi.

Akarsu, bu hastalığın önlenmesi için her insanın mutlaka yaşına göre kalsiyum alması gerektiÄŸini ifade ederek, “Osteoporoz iskeletin zayıflamasına, bu yüzden de kemiklerin kolayca kırılmasına yol açan bir hastalıktır. Özellikle kadınlarda görülen bu hastalık erkekler için de bir tehdittir. 65 yaşını geçmiÅŸ insanların neredeyse yarısı bu hastalığa yakalanır.

65′ten sonra bile önlem alınabilir

Osteoporoz hastalığının sessiz ve sinsi bir hastalık olduÄŸunu da hatırlatan Akarsu, sözlerini şöyle tamamladı: “Kemik kırılması ve çatlaması olmadığı sürece hastanın bunu kendi kendisine fark etmesi çok güçtür.

Çatlaklar genellikle kalçada, omurgada ve bileklerde geçici hasarlar bırakır. Kemik saÄŸlığınızı korumak için en baÅŸta genel saÄŸlığı ilgilendiren sigara ve içki alışkanlıklarını bırakmak ve hareketli olmak gerekir. 65 yaşına kadar her gün 1 litre kalsiyumun alınması gerekmektedir. 65 yaşından sonra da günlük kalsiyum miktarının artırılması bu sinsi hastalığı önleyebiliriz.”

İşte Gençleştiren Yiyecekler

Yazar: Erdem Gürsoy - 29 Aralık 2007 - Kategori: Sağlık

“Yemek dediÄŸin akıldır” diyor Mevlana. Ne yiyorsak oyuz. Yemek seçimimiz bizi biz yapmaktan öte gençlik ve saÄŸlığı da sunuyor. Kimi gıdalar yaÅŸlandırırken kimileri de gençleÅŸtiriyor. İşte onlar

Su: Hücrelerin ve bağ dokularının dolgu ve destek gereksinimini karşılıyor. Besinlerin hücrelere taşınmasını, atıkların da hücrelerden çıkışını sağlıyor.

Soya filizi: Vücudun kendi hormonları kadar etkili. Cildi dolduruyor ve gerginliğini sağlıyor. Ispanak, lahana: B vitamini bağ dokusunun sıkılığını destekliyor, selüliti önlüyor.

Yeşil çay: Serbest radikallere karşı önemli hücre koruyucu maddeler içeriyor ve böylelikle yaşlılığın doğrudan hücrelerde durdurulmasını sağlıyor.

Somon ve ringa balığı: Vücudun acil ihtiyaç duyduğu ama kendi başına üretemediği doymamış yağ asitleri içeren bu balıklar, hücrelerdeki yaşlılık sürecini yavaşlatarak anti-agingíde anahtar görevi görüyor.

Sarmısak: Bileşimindeki allizin maddesi kan dolaşımını harekete geçirerek cildi arındırıyor. Böylelikle cilt sağlıklı bir renge kavuşuyor.

Tavuk: Vücudun güzellik hormonları üretmek için ihtiyaç duyduğu yüksek değerde protein içeriyor. Ayrıca kolajen üretimini ve bağ dokusundaki liflerin yenilenmesini destekliyor.

Zeytinyağı: Soğuk preslenmiş hali sağlıklı yaşam için bire bir olan bu yağ, erken yaşlanma ve kırışıklıklar için mükemmel bir silah. Doymamış yağ asitleri hücreleri tehlikelerden koruyor.

Yumurta, süt: Dikkat çekici ÅŸekilde “niacin” maddesi içeriyorlar. Bu B vitamini depoları hücre yenilenmesi için vazgeçilmez olarak tanımlanıyor.

Rezene: Kalsiyum zengini bu ot, ciltte su depolanmasını sağlıyor ve hücre yenilenmesinde görev alıyor. Haftada birkaç kez sofrada olmalı. Demlenip çay gibi içilebilir.

Avokado: E vitamini açısından zengin. Böylece serbest radikallere karşı içeriden de etki ediyor. Elma: Şeker ve ensülin cildi yaşlandırıyor. Buna karşın elma kan şekerini sabitliyor ve ensülin iniş çıkışını engelliyor.

YAŞLANDIRAN YİYECEKLER

Yiyeceklerdeki glisemik indeks, (yani besinlerin barındırdığı şeker oranı) ne kadar fazlaysa o kadar kilo alıyor ve cildimizi yaşlandırıyoruz. Havuç, muz, üzüm ve mango gibi meyve ve sebze türleri, yüksek glisemik indeksleri dolayısıyla beslenme uzmanlarının yasaklı listesinde yer alıyor. Glisemik indeks, kan şekerinin bir öğünde ne kadar arttığını da gösteriyor.

MARGARİN: Kahvaltı ve kızartma yağı olarak sofralarda yer verdiğimiz margarindeki doymuş yağ asitleri cilt hücrelerine zarar veriyor ve vücutta yağ olarak depolanıyor.

KAHVE: Ensülin oranını artırıp cilde zarar veriyor, stres hormonu kortizolü tetikliyor.

PORTAKAL: Her ne kadar vitamin açısından yüksek bir meyve olsa da şekeri yükseltmesiyle de biliniyor. Bu yüzden sağlıklı C vitamini alabileceğimiz meyveler elma ve limon.

PİZZA: Pizzadaki karbonhidrat yaÄŸ yakımını engelliyor. “Canınız çok çekerse haftada bir kez yiyebilirsiniz” diyor uzmanlar. Alkol, kırmızı et, kızartma, tuz, ÅŸekerli besinler çabuk yaÅŸlandırıyor. Ne diyordu Mevlana “Yemek dediÄŸin akıldır.”


Copyright © 2008 Arsin İlçesi Tanıtım ve Paylaşım Portalı. All rights reserved.
eXTReMe Tracker